
Bir kulüpten daha fazlası; FC Barcelona. Katalanların, hatta bir bakıma özgürlüğün sembolü. İspanya'da diktatörlüğe, ayrımcılığa bir başkaldırının ismi.
1930'lu yıllarda, yani İspanya İç Savaşı sıralarında faşist diktatör General Franco'ya en çok direnen bölge Katalunya'dır. Franco'nun ırkçı uygulamalarıyla beraber, Katalanların Katalanca konuşması, Katalan marşı söylemesi, Katalan bayrağı taşıması yasaklandı. Fakat Franco'nun bu yasağı uygulamaya sokamadığı tek bir yer vardı; Les Corts, yani bugünkü Camp Nou diyebiliriz. Franco, takımı Real Madrid ile Les Corts'a geldiğinde, İspanya'nın marşı ıslıklanır, Katalan marşı var güçle söylenirdi. Stadın her tarafı Katalan bayraklarıyla donatılırdı.
1925 yılında bir maçtan önce Barcelona taraftarı İspanya marşını yuhaladı diye, kulübün kurucularından başkan Joan Gamper, diktatörlük tarafından "İspanya'nın düşmanı dış mihrak" ilan edilerek sınır dışı edilir. Bugün hâlâ, her sezon başlamadan önce Joan Gamper Kupası düzenlenir.
Bu adaletsiz tarihin akışını Johan Cruyff'un İspanya'ya gelişi değiştirir. Cruyff, Hollanda'dan İspanya'ya Barcelona'ya imza atmak için geldiğinde, Real Madrid (Madrid Royal, yani Madrid Krallığı) Barça'nın her yıldız transferine burnunun soktuğu gibi Cruyff'u da Barça'nın elinden almak isterler. Cruyff, herkesi şaşırtacak doğru kararı verirken şunları söylemiştir: "Ne kadar para verirlerse versinler, Franco gibi bir katilin takımında asla oynamam."
Bu sözlerin üzerinden çok geçmeden, Barcelona, yine Santiago Bernabeu'ya gittiği bir El Clásico'da Cruyff'un muhteşem oyunuyla 5-0 yener. Madrid'te, Faşist Franco'nun gözleri önünde takımını bu derece hezimete uğratmak, tarihi yeniden yazmak ve Franco'nun yediği en önemli devrim tokadını atmak anlamına geliyordu. Franco'nun o günlerden sonra hastalanması ve 1 sene sonra ölümü, Katalanlarda esprili bir bakış açısının oluşmasına olanak verir: "Cruyff o kadar güzel oynadı ki, Franco acısından öldü."
Barcelonalılara göre, İspanya'da demokrasi, Franco'nun en önemli yandaşı Carrero Blanco'nun 1973'te öldürülüşüyle değil, 1974'te Barcelona'nın Madrid'i Madrid'te 5-0 yenmesiyle başlar.
Bu krallık-cumhuriyetçilik rekabeti günümüzde hala eskiden olduğu kadar şiddetli sürmektedir. Yakın tarihte, 1997'de, İspanya Kral Kupası finali Barcelona - Real Betis arasında oynanır. Bu sıradan bir final değildir, çünkü maç, kralın evi Santiago Bernabeu'dadır, maçtan hemen önce, İspanya milli marşı okunduktan sonra Katalan marşı da okununca, binlerce Katalan sevinç gözyaşlarına boğulur. Zamanında Katalunya'da bile yasaklanan Katalan marşının kralın evinde okunması, özgürlük savaşının en büyük zaferlerinden biridir. O maçı Barcelona'nın kazanıp kupayı alması da, Katalanlara çifte bayram yaşatmıştır.
Not: İspanya Kral Kupası'nı Barcelona, kralın takımı olan Real Madrid'ten daha fazla almıştır.
(2007/2008 sezonu itibariyle, Barcelona 24 kez, Real Madrid 17 kez)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder